ETKİNLİKLER
 
 
EFT ve Release Seansları
 
Bedensel Terapiler
 
Reiki
 
 

 

Çakra Çizelgesi (HTM)

Çakra Çizelgesi (PDF)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EtkİnlİklerİMİZ

÷REIKI


÷ Reiki Nedir
÷ Reiki'nin Anlamı
÷ Reiki'nin Tarihçesi
÷ Reiki'nin Ruhsal Yaşam Kuralları
÷ Reiki'nin Çalışma Şekli
÷ Reiki İnisiyasyonu ve Aşamaları
÷ Reiki ve Bilimsel Gerçekler
÷ Çakralar ve Kundalini
÷ Aura - Enerji Bedenler

÷ Program Hakkında Yorumlar

Reiki Nedir

Reiki binlerce yıllık şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan, ilk olarak Tibetli Lama'ların RAKU-KEİ adı altında kullandıkları enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir enerji tekniğidir. Reiki evrensel yaşam enerjisi, kendi iç zekası ve kendi iç bilgeliği olan pozitif sevgi dolu, güçlü, etkili, sınırsız ve zamandan bağımsız bir enerjidir. Reiki'nin sağlığa olduğu kadar kişisel gelişime de çok büyük faydaları vardır ve kişiyi çok daha olumlu bir zihinsel yapıya ulaştırmaktadır. Reiki herkes tarafından kolaylıkla öğrenilebilir ve uygulanabilir.

>> en üste dön

Reiki'nin Anlamı

Reiki ; “Rei” ve “Ki” olmak üzere iki Japonca kelimeden oluşmaktadır. “Rei” bizi kuşatan büyük bilgi, ruhsal bilgelik , şuur anlamı taşır. “Ki” ise yaşam gücü içeren enerjidir. 5000 yıl önce Hintlilerin “prana”, M.Ö.3.yy da Çinlilerin “chʼi” adını verdikleri evrensel enerji, ruhsal manevi kimlik anlamına gelmektedir. “Ki” her zaman her yerde ve her şeyin etrafında akan enerjidir. Bu enerji bir bütün olarak tüm canlı varlıkları birbirine bağlar, gittiğinde yaşam sona erer. Reiki , Batıya yayılmaya başladığında “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak adlandırılmıştır. Kelimenin tam karşılığı “yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi”dir...

>> en üste dön

 

 

Reiki'nin Tarihçesi

>> en üste dön

Reiki, 19. yüzyılda Dr. Mikao Usui tarafından Japonya'da tekrar ortaya çıkarılmıştır. Dr. Usui, Japonya'nın Kyoto kentinde küçük bir üniversitenin yöneticisi olan, hıristiyan bir rahipti. Bir pazar ayininde öğrencisinin sorduğu bir soruya cevap veremedi. Bu, hayatının dönüm noktası oldu. Soru şuydu: "Hz. İsa şifa enerjisi ile hastaları nasıl iyileştirdi? Buna sadece kutsal kitapta yazıyor diye mi inanıyorsunuz yoksa böyle şeylerin gerçekleşmesine şahit mi oldunuz?" Öğrenci, sorularına devam ederek, "Bunu kendi gözlerimizle nasıl görebiliriz?" der. Bu sorular Dr. Usui'nin hayatında o büyük değişikliği meydana getirir. Ertesi gün hocalıktan istifa edip yollara düşer. ABD'ye gider, Chicago Üniversitesi'nde hıristiyan metinler üzerinde eğitim görür ve eski diller üzerine doktora yapar. Buda'nın da şifa gücüne sahip olduğunu öğrenir. Bu bilgi onu tekrar Japonya'ya döndürür. Araştırmalarını Budist öğretiler üzerine yoğunlaştırır. Birçok manastırı ziyaret eder. Manastırlardaki elyazmalarını okuyabilmek için Sanskritçe ve Çince öğrenir.

Yedi sene süren bir araştırma sonucu bulduğu eski bir Sanskrit metinde, Buda'nın nasıl şifa dağıttığına ilişkin bazı sembollere ve tariflere rastlar. Fakat bunlar da tek başına yeterli değildir. Dostluk kurduğu bir rahip, Usui'ye inzivaya çekilmesini tavsiye eder. Usui, Japonya'da kutsal bir dağ olan KORİ YAMA'ya çıkarak, '21 gün boyunca oruç tutup, meditasyon yapar. 21.günün gecesinde meditasyonunu bitirip dua ederken birdenbire gökyüzünde kendisine doğru gelmekte olan parlak bir ışık görür. Bu ışık gittikçe büyür ve tam alnının ortasına isabet eder. Usui, yere devrilir ve kendinden geçer. Transa benzer bir hal içinde iken, daha önce Sanskrit metinlerde okuduğu birçok sembol, çeşitli renklerde gözünün önünde canlanır. Usui'nin şuuru yerine geldiğinde güneş doğmuştur. Kendisini çok zinde hisseder. Dağdan inmek için yola koyulur. Bu arada ayak başparmağını yaralar. Elini parmağına koyar koymaz kanama durur ve acı yok olur. Artık sembollerin anlamını ve şifanın gücünü bilmektedir.

>> en üste dön

Reiki'nin Ruhsal Yaşam Kuralları

Bunu takip eden yedi yıl, Kyoto kentinin varoşlarındaki bir şifahanede, hastaları iyileştirmek için çalışır. Amacı, tedavi ettiği dilencileri tekrar topluma kazandırıp, çalışmalarını sağlamaktır. Fakat bir süre sonra tedavi ettiği dilencilerin tekrar şifahaneye geri döndüğünü fark eder. Usui sarsılmıştır, kendi kendine bu kişilerin neden yeniden buraya döndüğünü sorar. Ve Usui, fiziksel bedenin hastalık belirtilerini iyileştirdiğini, fakat yeni bir yaşam tarzı aktaramadığını fark eder. Bu durum onu Ruhsal Yaşam Kuralları'nı oluşturmaya yöneltir:

• SADECE BUGÜN İÇİN KIZMA
• SADECE BUGÜN İÇİN ENDİŞELENME
• BUGÜN ŞÜKRAN DUYGUSU İÇİNDE YAŞA
• BUGÜN HAYATINI DÜRÜSTÇE KAZAN
• BUGÜN TÜM VARLIKLARA KARŞI NAZİK VE SAYGILI OL

Usui, bir müddet sonra şifahaneyi terkeder ve bu bilgiyi dağıtabilecek öğretmenler yetiştirmeye başlar. Dr. Chujiro Hayashi, Dr. Usui'nin yetiştirdiği 16 usta arasında sistemin özünü korumak ve yaymakla görevlendirdiği kişidir. Dr.Usui son günleri yaklaştığında, Hayashi'yi Reiki Üstadı olarak ilan eder. Dr.Hayashi, Tokyo'da Reiki Şifa Kliniği'ni kurar. Büyük ve yok edici bir savaşın yaklaştığını fark eden Dr. Hayashi, kliniğe Hawaii'den tümör tedavisi için gelen ve burada Reiki öğrenen bayan Hawayo Takata'yı, 13.cü ve son usta olarak yetiştirir.

Bayan Takata, Reiki'yi ABD'ye götürür ve 22 usta yetiştiren Takata'nın görevini 1980 de torunu Phyllis Lei Furumoto üstlenir. Kendisi halen Usui Shiki Ryatto sisteminin büyük ustasıdır. Reiki ustaları kendi tecrübelerini Reiki'nin özünü değiştirmeden öğretiye eklemektedir. Son yıllarda Reiki hızla dünyaya yayılmaktadır. Reiki, insanın, çeşitli bedensel rahatsızlıklara karşı evrende var olan enerjiyi kullanarak, şifa bulması ve dağıtmasıdır.

>> en üste dön

Reiki'nin Çalışma Şekli

Hepimiz evrensel yaşam enerjisi ile doğmaktayız. Artık araştırmalardan biliyoruz ki, insanın fiziksel bedeninin etrafında, onu kuşatan bir de enerji bedeni vardır. Bu enerji bedende çakra adını verdiğimiz 7 adet de enerji merkezi vardır. Doğduğumuz zaman temiz ve açık olan bu çakralar, dünyada yaşarken bilinçsizce sahip olduğumuz, öfke, kin, intikam, ihanet, kıskançlık gibi olumsuz duygularla kirlenip kapanır. Kapalı olan enerji merkezlerimiz, evrendeki var olan kozmik enerjiyi bedenimize aktaramaz. Dolayısıyla bir çok hastalığın ortaya çıkmasına sebep olur. Reiki'nin temel prensibi, tıkalı olan veya dengesiz çalışan bu enerji merkezlerini açıp, dengeli çalışmasını sağlamaktır.

Reiki insanın yaşam enerjisini arttırıcı bir yöntemdir. Reiki uygulayıcısı ister kendine ister bir başkasına Reiki uygulasın kendinden bir enerji vermez O sadece Reikiye kanal olur. Dolayısıyla enerjisi azalmaz aksine artar. Reiki kişinin vücut dengesini ve uyumunu korumasını sağlar. Reiki geleneksel tıp tedavisi görmekte olan hastaların iyileşme sürecini %50 hızlandırmaktadır. Ellerin kullanıldığı her türlü tedavi şeklinde Reiki enerjisi geçerlidir. Reiki, beden ve ruhu dengelediği gibi, zihni de güçlendirir.

Reiki enerjisi evrenseldir ve akmasına izin verildiğinde akar. Akışta tıkanıklık varsa zihinsel, ruhsal ve fiziksel problemler baş gösterir. Reiki tek başına bir tedavi değil, tedaviyi tanımlayıcı bir yöntemdir. Alternatif tıp yöntemi değildir ve tıbbi müdahale yerine geçmez. Tıbbi tedavinin olumsuz yan etkilerini gidererek tedavinin olumlu sonuçlanmasına yardımcı olur. Hastalıklar fiziksel bedene gelmeden önce aura da başlar. İşte bu aşamada Reiki hastalığın oluşumunu engeller.

>> en üste dön

Reiki İnisiyasyonu ve Aşamaları

Hayatlarında ciddi anlamda iyi yönde değişiklikler yapmak isteyenler için Reiki Eğitimi ve Uyumlaması önemli bir adımdır. Bu eğitimlerde Reiki ve enerji ile ilgili ayrıntılı bilgiler alacak, Reiki enerjisine uyumlanacak ve kendiniz ve hayatınız için sorumluluk almayı öğreneceksiniz.

Hayatta bizlere hep herşeyi elle tutmamız ve görmemiz gerektiği öğretildi. Göremediğimiz ve tutamadığımız şeyler bizi hep kaygılandırdı. Halbuki öylesine bir Evrende yaşıyoruz ki, esas güç ve güzellik o görülmeyen ve tutulmayanlarda.

Elektriği de evimize gelirken göremiyoruz ama bir düğmeye basıp onu en iyi ve en faydalı şekilde kullanabiliyoruz. Reiki de buna benzetilebilir. Evet, Reiki enerjisini göremezsiniz ama hisseder ve nasıl faydalı olduğunu deneyimlersiniz.

Reiki uyumlaması toplumumuzda “el verme” olarak da bilinen bir süreçtir. Kelime anlamı “başlatma” dır. Bir kişinin Reiki uygulayıcısı (kanalı) olabilmesi için mutlaka bir Reiki Master tarafından uyumlanması yani inisiye edilmesi gerekmektedir. Uyumlama kişinin taç, kalp ve el çakralarının bir Reiki öğretmeni tarafından özel bir teknik kullanılarak Evrensel Reiki enerjisinin frekansına açılması ve ayarlanmasıdır.

Öğretmen uyumlama işlemi esnasında Reiki enerjisinin kaynağı ve öğrenci arasında özel bir bağlantı kurar ve öğrencinin çakraları ile enerji bedenine Reiki sembolleri yaşam boyunca kalmak üzere yerleştirir. Reiki'nin her seviyesinde yeni bir uyumlama ile enerji frekansı yükseltilir. Bu uyumlamadan sonra kişinin tek yapacağı şey enerjiyi akıtma arzusuyla ellerini gerekli yerlere yerleştirmektir ve Ki otomatik olarak akmaya başlar. Burada unutulmaması gereken; kişinin bütün şifalandırmalarda bu enerjiye sadece kanal görevi yaptığıdır.

Kısaca özetlersek, kişi Reiki uyumlaması aldığında şu evrelerden geçer:
1) Ellerdeki ve bazen ayaklardaki çakralar aktive olur ve buna bağlı olarak "ısınma", "iğnelenme" ve "elektriklenme" gibi hisler başlar. Çoğu zaman kalp ve başın üzerinde de elektriklenme hissi uyanır.
2) Sonraki 21 günlük süre içinde beden olumsuz enerjetik kalıplarından sıyrılmaya çalışır ve hafif hastalık ya da huzursuzluk benzeri rahatsızlıklar gelir gider. Genellikle bunların arasında hafiflik hissi, neşe ve derin bir sükunet duyumsanır.
3) Hayat "hızlanmaya" başlar. Uzun zamandır süregelen sorunlar beraberinde çözümleri ile karşımıza çıkar. Çözümü görüp görmemek bize kalmış birşeydir, dolayısıyla Reiki'nin esas iyileşme süreci sayılan "dönüşüm" her kişide farklı hızla gelişir. Kronik rahatsızlıklar varsa bunlar geçici olarak nüksedebilir ve beraberinde rahatsızlıkların nedenlerini temsil eden bazı olaylarla eşzamanlı gelişebilirler. Olayların çözümü ile rahatsızlıkların giderilmesi arasındaki bağlantıları görebilmek, dahası bunları kabul edebilmek belli zaman alır ama sonrası büyük bir rahatlamadır.
4) Aynı şekilde yaratıcı güç de artar çünkü serbest kalmaya başlar. Bu güçle hayatımızdaki olaylara yön vermeye başlarken, bu yönün ne olacağı konusundaki isteklerimizin de eskisine göre değişmeye başladığına tanık oluruz.
5) Reiki'nin etkilerinden biri de sezgi gücünün hızlanmasıdır. Süreç hızlandıkça Reiki alan kişinin iletişim içinde olduğu insanlar da değişebilir.

Reiki İnisiyasyonu ve 3 Aşaması:
1.Aşama Reiki: İnisiyasyon Reiki enerjisine uyumlanma ve teorik eğitim olarak iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci aşamada kişi Reiki Master'ı tarafından (Reiki öğretmeni) inisiye edilir. İnisiye olan kişi artık Reiki enerjisine kanal olmuştur yani hem kendisine hem de başkalarına Reiki verebilecek durumdadır. Artık Reiki onun ellerinden akmaya başlamıştır ve bunu ölene kadar kaybetmez.
2.Aşama Reiki: İkinci aşama eğitimde kişi sadece dokunarak değil aynı zamanda uzaktan şifa gönderme yöntemlerini öğrenir. Bunun için özel bazı semboller kullanılmaktadır ve bu sembolleri gizli tutmak Reikiye duyulan saygının bir ifadesi olarak yorumlanır. Gereken sembolleri ve metodları öğrenen kişinin enerji seviyesi artar. Enerji gönderimi bencilce amaçlar için kullanılamaz, ancak herkesin iyiliği için istenen olaylara şifa enerjisi gönderilebilir.
3.Aşama Reiki - Öğretmenlik (Reiki Master): Reiki sistemini öğretebilmek için alınan eğitimdir. Bu seviyede kişi önceki tüm seviyelerde deneyim sahibi olmalı ve Reikiyi yaşam biçimi haline dönüştürmüş olmalıdır. Son derece sorumluluk isteyen Reiki Masterlık derecesi, Reikiye olan sorumluluğu diğerlerine doğru anlatma yükümlülüğünü beraberinde getirir. Reiki Master olmak isteyen kişinin bu inisiyasyona hazır olup olmadığına karar veren Masterıdır.

>> en üste dön

Reiki ve Bilimsel Gerçekler

“Sihir”, “mucizeler” ve “doğal olaylar” bizim var olan bilgimiz çerçevesi içinde anlayamadığımız olaylara koyduğumuz etiketlerdir. Reiki ile ilk tanıştıklarında pek çok insanın bu konudaki düşüncesi pek net değildir. Çünkü enerji aktarımı gözle görülmez ve bunu açıklamak pek de mümkün değildir. Sadece inanmak ve inanmamak geçerlidir.

Uzun bir süre önce, bilim enerji alanları ve tüm canlıların birbirlerine enerji ağı ile olan bağlantılarını keşfetti. Fizikçi Max Planck, 1900 yılında dünyaya bir matematik formülü sunarak, minicik enerji kümelerinin hem dalga hem de parçacık olarak hareket ettiklerini gösterdi. Bunlar kuant olarak bilinmektedir. Onun bu formülü Kuantum Fiziğiʼnin temelini oluşturmuştur.

Kuantum fiziği, geleneksel fizik ile çatışan bir bilim dalıdır. Kuantum fiziğinin en temel prensiplerinden biri de atomaltı parçacıkların (subatomic particule) aynı anda her yerde veya hiç bir yerde olmayabilecekleridir. Başta imkansız gibi görünen bu tez, atomaltı parçacıklarının hızlarının sonsuz olduğu kabul edildiğinde son derece mantıklı gelmektedir.

Kuantum teorisinin bazı ilkelerini bilmek belki de enerji ve Reiki çalışmalarını biraz daha mantık çerçevesinde tutabilir. Bir elektronun aynı anda birden fazla yerde olması ya da bir yerde yok olup aynı anda başka bir yerde belirmesine “kuantum sıçrama” deniyor. İşte Kuantum Fiziğindeki bu mekansızlık ve zamansızlık, enerji boyutunda birbirine bağlı olan canlıların birbirlerini nasıl etkilediğini anlatmakta. Kuantum düzeyindeki iki parçacık aynı anda da hareket edebilme özelliğine de sahip. Yani var olan enerjinin bir başka enerjiyi mesafesi ne olursa olsun, nasıl etkilediğini ve şifa gönderme işlemini bize açıklayabiliyor. Zamansızlık ve mekansızlık konusuna örnek olarak Amerikan ordusunda gerçekleştirilmiş bir deney vardır. Önce DNA için vericilerden lökosit (beyza kan hücreleri) toplandı ve elektriksel değişimlerinin ölçülmesi için kutucuklara yerleştirildi. Verici ise bir odaya yerleştirildi ve kendisinde değişik duygular uyandıran video klipler vasıtasıyla duygusal uyarılara maruz bırakıldı. Hem verici hem de kutucuklardaki DNA örnekleri bu süre içerisinde izlendi ve elektriksel olarak ölçüldü. Sonuçta DNA verici ile tam aynı anda tamamen aynı tepkileri verdi. Daha sonra DNA kutucuğunu 50 mil uzağa yerleştirip deneyi tekrarladılar ve aynı sonucu elde ettiler. “ISAIAH ETKİSİ” kitabının ünlü yazarı Mühendis ve Bilim Adamı Gregg Bradenʼa göre, bu deneyin canlı hücrelerin bir enerji formu vasıtasıyla iletişim kurduğuna güzel bir örnek olduğunu söylüyor. Bu enerji zaman ve uzaklıktan etkilenmiyor.

>> en üste dön

Çakralar ve Kundalini

Kadim zamanlardan beri aydınlanmayı hedefleyen sayısız öğreti, yöntemde farklılık gösterseler de, temelde KUNDALİNİ enerjisinin uyarılması ve devindirilmesine yönelik çalışmalar içerirler. Kundalini, sembolik olarak omuriliğin dibinde üç-buçuk kez kıvrılmış uyuyan bir yılan şeklinde gösterilir. Kundalini sözcüğü de, spiral anlamına gelen "kundal" kelimesinden türemiştir ve uyarıldığında bu enerjinin spiral şeklinde, yılan gibi hareket edip yükseliyor olmasından esinlenmiştir.

Çeşitli kaynaklarda tanımlandığı biçimiyle, yaşam enerjisi (prana) bedende üç ana kanal boyunca hareket eder. Sol ve sağ kanallar, omurilik boyunca uzanan üçüncü kanalın çevresinde (tıpkı bir asa etrafında dolanan iki yılanı içeren modern tıbbın sembolü "kadüs"de olduğu gibi) spiral şeklinde dolanırlar. Bu iki kanal, eril ve dişil, pozitif ve negatif, sıcak ve soğuk, objektif ve subjektif, dışsal ve içsel gibi niteliklere tekabül eder. İşte tekamül, bu kanallardaki enerjilerin dengelenmesi sürecidir. Orta kanal ise aydınlanma kanalıdır.

Üç ana kanal, kuyruk sokumunda biraraya gelir. Eğer yaşam enerjisi sol ve sağ kanallardan dengeli olarak bu noktaya inerse, “uyuyan yılan”ı uyandırırlar ve Kundalini orta kanaldan yukarıya doğru yükselir. Kundalini enerjisi yükselirken çakraları aktive eder.

Çakralar (veya şakralar) süptil bedenlerde yer alan ruhsal enerji merkezleridir. Enerji hareketi esnasında çark gibi dönen bu merkezler, Sanskritçe “çark” kelimesinden türemiş “çakra” kelimesi ile tanımlanırlar. Değişik sistemler değişik sayıda çakralardan söz eder. Ancak temel çakraların yedi adet olduğu ve bunların yanında birçok tali çakranın bulunduğu kabul edilir. Her bir çakranın işlevi farklıdır, değişik frekansta titrer ve değişik psikolojik durumları ve şuur hallerini ifade ederler.

Çakralar fiziksel bedenimizi besleyen enerjinin giriş kapılarıdır. Herhangi bir nedenle bu kapılarından birinin tıkanması veya tamamen kapanması, fizik bedende hastalıklara neden olur.

Kundalini yükseldiğinde çakralar boyunca hareketini sürdürür ve birer birer çakraları aktive eder. Eğer bir çakrada tıkanıklık söz konusuyla, Kundaliniʼnin rahat akamamasından dolayı, o çakraya ilişkin psişik ve fiziksel sistemlerde rahatsızlık başgösterir. Yani bir bakıma kişinin arınmışlık seviyesine bağlı olarak Kundaliniʼnin hareketiyle belli bir çakraya atfedilen niteliklerin olumlu veya olumsuz yanları tezahür eder. Bu nedenle Kundalini hareketi kişinin ruhsal sürecinde engel oluşturan ana unsurları tespit edebilmesi adına çok önemli bir süreçtir.

Her bir çakranın dengeli çalışmasına veya tıkanıklığına bağlı olarak ortaya çıkan semptomlar şöyle özetlenebilir :
1. Kök Çakra:
Olumlu:Fiziksel realitede güvende ve dengede hissetmek, yaşama sevinci
Olumsuz: Güvensizlik, güvence arayışı ve buna bağlı yoğun korku, intihar eğilimi, şiddet, kızgınlık; beden bazında ise peklik, hemoroidler, şişmanlık
2. Alt Karın (Hara)Çakrası:
Olumlu: Dengeli bir cinsellik, üreme ve yaşamdan haz alma
Olumsuz: Cinselliğe ilişkin sorunlar, ya cinselliğe aşırı ilgi duyma veya cinsel soğukluk, kıskançlık, sahiplenme, histeri krizleri; beden bazında ise idrar yollarında sorunlar, belin alt bölgesinde ağrılar
3. Güneş Sinirağı (Solar Pleksus) Çakrası:
Olumlu: Yöneticilik yetisi, gücü ve iradeyi organizasyon adına kullanabilme
Olumsuz: Güçsüz veya aşırı güçlü hissetme, kişileri güç kullanarak yönetme güdüsü, güce odaklı bir yaşam; beden bazında ise ülser, şeker hastalığı, anorexia (şişmanlıktan aşırı derecede nefret etmeye bağlı olarak yemekten kesilme) veya blumia (kilo almamak için yedikten sonra çıkarma) türü beslenme bozuklukları
4. Kalp Çakrası:
Olumlu: Koşulsuz, yargısız, bağımsız sevgi hali, sevgide bilgelik
Olumsuz: Sevgiye ve ilişkilere yönelik korku, aşırı romantizm, kara sevda, sürekli dışsal sevgi arayışı veya sevgiyi tümden reddetme eğilimi; beden bazında ise astım, tansiyon sorunları, kalp ve akciğer rahatsızlıkları
5. Boğaz Çakrası:
Olumlu: İfade yeteneği, sezgi kanallarının açılması, sanatsal yaratıcılık, eğitici ve öğretici potansiyelin açığa çıkması
Olumsuz: İletişim sorunları, kendini ifade etme güçlüğü, iradeyi kontrol edememe; beden bazında ise boğaz ağrısı, nezle, grip, tiroid bezinin düzensiz çalışması
6. Alın Çakrası:
Olumlu: Kişinin ruhsal farkındalığını besleyen duyu ötesi algılamalar, zaman/mekanı aşan deneyimler
Olumsuz: Korku vizyonları, kabuslar, konsantrasyon eksikliği; beden bazında ise başağrıları, görme bozuklukları
7. Tepe Çakrası:
Olumlu: Birlik, bütünlük hali, kozmik bilinç, vecd duygusu
Olumsuz: Yabancılık duygusu, depresyon, kendini boşlukta hissetme, yoğun yalnızlık hissi

Farklı kültürlerde farklı bir sembolizm içinde Kundaliniʼye rastlanıyor. Bunlardan biri de Aztek'lerin iki başlı yılan sembolü. Bu sembol, Kundalini'nin iki yüzünü gösteriyor, biri yapıcı ve diğeri yıkıcı. Tıpkı elektrik enerjisi gibi, aydınlatabilir de, yakabilir de. Kişi hazır olmadan, zoraki yöntemlerle sağlanan bir Kundalini hareketi, tahmin edilemeyecek derecede sorunlara yol açabilir. Normal olarak kundalini yükseldiğinde kişinin yüksek ve yaratıcı düşünceleri, duyguları ve faaliyetleri tetiklenir. Bütün dahilerin az veya çok bir kundalini deneyimi yaşadığı söylenir. Ancak bu gücün salt yaratıcılığa değil, yıkıma da hizmet edebileceğine en çarpıcı örnek, Hitlerʼdir. Hitlerʼin okült ilimlere olan ilgisi ve bu alandaki çalışmaları bilinmekte..

Kundalini enerjisini uyaran gizil tekniklerden söz edilir, ki Yeni Çağ hareketiyle daha da yoğun bir biçimde bu yöntemlerin çoğunun ardına gizlendiği sır perdesi kalkmış ve farklı disiplinler, heyecanlı ve aceleci ruhsal yolcular için ulaşılabilir hale gelmiştir. Bazen de kundalini bir kaza sonucu yükselebilir. Her durumda, Kundalini yükseldiğinde bir anda aşırı enerji yüklemesi olur, kişi farklı bir gücün devinimini hisseder, sezgi kanalları açılır. Ancak kişi gerekli ruhsal olgunluğa erişmemişse çeşitli sapmaların yaşanması kaçınılmazdır… Sonuç olarak Kundalinin doğal bir süreçle gelişmesi en iyi yöntem… Kişi ruhsal gelişiminde belli bir ruhsal yetkinliğe eriştiğinde, zaten özel bir disipline gerek kalmayacak ve dengeler kendiliğinden oluşacaktır.

>> en üste dön

Aura - Enerji Bedenler

Fizik Bedenimizi bir kılıf gibi saran ve yüksek enerji yayan alana AURA denir. Aura birbirinin üstünde ve aralıklı duran enerji katmanlarından oluşmuştur. Fizik beden dışında kalan aura bedenlerimiz daha yüksek frekansta titreştiklerinden çıplak gözle görülemezler. Ancak çocukların ve durugörü özelliğine sahip olanların görebildiği auranın resmini ilk kez 1939 yılında Semyon Davidoviç Kirlian tarafından çekmiştir. Kirlian fotoğrafları auranın varlığı ile birlikte onun sürekliliğini de kanıtlamıştır. Bu resimler, kopan uzuvların aslında eterik bedende halen varlıklarını sürdürdüklerini de gösterir.

Yedi kat olan aura tabakası fizik bedenden sonra, eterik, duygusal , zihinsel (mental) ve ruhsal bedenler olarak isimlendirilir. Her bir aurik beden kendine has, fakat birbirleriyle ilişkili olarak titreşim yayar ve fonksiyonlar sergiler.

1-Eterik Beden: Fizik bedene en yakın titreşimde olan ve hissetmesi en kolay olandır. Eterik beden fizik bedenin yaklaşık 5 cm kadar dışına taşan bir elektromanyetik enerji alanı oluşturur. Bu alan, fizik bedeni canlı kılar ve etrafını tam bir kılıf gibi sararak koruyucu bir ağ oluşturur. Rengi gri mavidir. İnsan bedeni şeklindeki bu enerji alanı sünger gibi tüm hücrelere nüfus eder. Eterik bedene sağlık bedeni de diyebiliriz. Hastalıklar vücutta ortaya çıkmadan önce bu alanda belirirler. Aşırı yorgunluk, stres ve üzüntüler eterik bedenin enerji alanını etkiler ve genişliği azalır. İyi bir yaşam için eterik bedenin güçlü ve sağlıklı olması şarttır. Eterik bedeni zayıflamış biri hastalıklara açık bir durumdadır. Eterik bedenin bir diğer özelliği de fizik bedenle yüksek enerji bedenleri arasında aracılık yapmasıdır. Fizik bedenle beraber yok olan Eterik bedenin üzerinde çakralar, akapunktur noktaları ve meridyenler bulunur . Ana rahminde önce eterik alan (yaşam enerjisi) oluşur, daha sonra onun içinde fizik beden gelişmeye başlar. Merkezi birinci çakradır.

2- Duygusal Beden: Eterik bedenden sonra gelen ikinci enerji bedendir. Bu alanda duygularımız faaliyet gösterir ve gökkuşağının tüm renklerini içinde barındıran akışkan bir enerjiye sahiptir. Arzularımız, ihtiraslarımız, heveslerimiz tamamen bu alanda yaşanır. Eterik bedenden çok daha süptil (yoğunluğu daha az) ve yüksek frekanslıdır. Fizik bedenin 7-8 cm. dışına taşar. Üst katmanlardan gelen enerjiler burada duygusal anlamlar kazanır ve daha sonra eterik bedene aktarılır. İçinde bulunduğumuz ruhsal duruma göre değişen aura renklerimizin en iyi algılanacağı alan burasıdır. Merkezi ikinci çakradır.

3- Mental beden: Duygu bedeninin bitiminde başlar ve ruhsal bedene kadar uzanır. Bir diğer adı “Zihinsel Beden”dir. Rengi canlı sarıdır ve öğrenme, zeka, akıl faaliyetleri burada oluşur. Merkezi üçüncü çakradır. Önceki iki bedenden daha ince ve yüksek frekanslıdır. Düşüncelerimizin üzerimizdeki etkileri burada yaşanır. Mental katman genelde duygusal katmanla karışır. Düşüncelerle duyguları ayırdetmenin zorluğu buradan kaynaklanır. Sebep sonuç ilişkilerinde duygularımız bazan düşüncelerimizden önce tepki verir ve olumsuz kalıplar üretiriz. Pozitif yaklaşım durumu ise düşünerek verdiğimiz kararlar sonucunda duygularımızı kontrol etmemizi sağlar. Kısaca olumsuz düşünceleri eleyerek olumlu düşünceleri yerleştirmek mental bedenin en önemli görevidir. Bu katmanın bir diğer önemli özelliği ise güçlü olmadığında kişinin başkalarının etkisi altında kalması ve kendi kararlarını verememesidir. Başkaları ne der mantığına göre yaşar. Ayrıca hastalıkların pek çoğu önce mental bedende oluşur ve daha alt bedenlerden fiziksel bedene geçer. Duygu ve mental beden fizik bedenle beraber yok olmaz. İlk üç beden ilk üç çakraya karşılık gelir ve egosal bedenlerdir.

4- Astral Beden: Dördüncü enerji bedenimizdir. Diğer adı “Ruhsal beden”dir ve kalp çakrası ile bağlantılıdır. Yüksek duygu bedenimizdir. Sevgi, merhamet, hoşgörü burada yaşanır. Titreşimi diğer bedenlere göre daha yüksek ve algılanması daha zordur. Renkleri duygu bedene benzer ama daha geniş alana yayılmıştır. Kalbi sevgi ile dolu olan kişinin kalp çakrası pembe ışık yayar. Varlıklar arası tüm ilişkilerin konuları astral bedende işlenir. Burası ben kavramından çıkarak bütün ile bağlantıyı simgeler. Astral bedenin genişliği kişinin ruhsal gelişimiyle doğru orantılıdır. Astral beden, kendi yapısına uygun olarak enerjileri alır ve alt bedenlere iletir. Bu bedenin gelişimi ile alınan enerjinin kalitesi de değişir ve bu kişinin tüm yaşamını etkiler. Genelde ruhsal açıdan gelişmiş kişilerin yanında huzur buluruz. Bunun sebebi de astral bedenlerinin güçlü ve parlak olmasıdır.

5- Spiritüel Beden: Beşinci enerji bedenimiz ilahi irade ile ilişkilidir. Bu alan bizim irademizle Tanrı’nın iradesi bağdaştığı sürece uyum içindedir. İnsanın herşey olduğu, düaliteden birlik bilincine geçmiş en üst düzeydeki birlik farkındalığını yaşadığı yerdir. Bu alandaki sorunlar ise, yaşamın ritmine uyum sağlayamamaktan kaynaklanır. Rengi indigo mavisidir, beşinci çakraya karşılık gelir ve fizik bedenin 45-60 cm dışındadır.

6- Kozmik Beden: Altıncı enerji bedenimiz, altıncı (üçüncügöz) çakraya karşılık gelir. Kutsal ve ilahi sevgi ile bağlantılıdır. Bu sevgi insan sevgisinin üzerindedir. Kozmik katman fizik bedenden 60-85 cm dışındadır. Bu katman sayesinde ilahi coşku halini (huşu) deneyimleyebiliriz. Bu duruma meditasyon ve içsel çalışma ile gelinir. O an ben ile diğerleri arasındaki ayrımın kalmadığı andır. Bu titreşimsel düzeyde iken bedensiz yaşamı deneyimleriz. Anlatılması çok zor kendine özgü bir gerçekliği vardır. Dünyada mucize diye adlandırılan olaylar kozmik beden yoluyla gerçekleşen olaylardır. Bu beden, yanan bir mumun etrafa yaydığı ışık gibi görünür.

7- Nirvanik Beden: Yedinci beden olan Nirvanik (göksel) beden ve yedinci (taç) çakra ilahi biliş, bilgelik ve spritüel hayatımızın biraraya geldiği alandır. Nirvanik beden, fizik bedenimizden 75 ya da 105 cm e uzanır. Bütün negatif savunma kalıplarının karmik kaynaklarının bulunduğu katmandır. Bu katmana ulaşabilirsek bütün sorularımızın cevabını bulabiliriz. Bu bedenin dış formu yumurta şeklindedir ve sarı renktedir. Şu anki enkarnasyonla ilgili bütün enerji bedenlerini içerir.


>> en üste dön

 
 
 
yazı büyüklüğü :  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

ANASAYFAHAKKIMIZDAETKİNLİKLERİMİZÇALIŞMALAR ve EĞİTİMLERRUHUNUZA GIDAYORUMLARINIZDOST SİTELERİLETİŞİM
EFT ve Release SeanslarıBedensel TerapilerReiki

 

Bu sitede paylaşılan terapi ve yöntemler herhangi bir hastalık için tanı veya tedavi yerine geçmez. Her türlü sağlık probleminiz için lütfen önce doktorunuza danışınız.

Şifa Çemberi Eğitim ve Danışmanlık Merkezi, Tel: 0538 674 4249

Copyright © 2013 - Şifa Çemberi